6 Temmuz 2020 Pazartesi

Dünya’da Gizli Bir Kıta Keşfedildi

Dünyaya bir de olumlu tarafından bakın! - DW Türkçe

Güneş ışığı, rüzgâr ve sudan yararlanmak: İklim verileri, yeşil enerji sektörünü destekleyebilir mi?



Ekonomileri yeniden faaliyete geçirme ve karbon emisyonunu sınırlama planları, salgından sonra yenilenebilir enerjiye odaklanacaktır. Bu nedenle yeşil enerji sektöründeki oyuncular ve şebeke işletmecileri, enerji üretimi optimizasyonunda dikkatlerini giderek artan oranda iklim verilerine çevirmektedir.

2019, Avrupalılar ve özellikle güneş enerjisi sektörü için son derece aydınlık bir yıl oldu. Kıta, 80’li yılların başından bu yana hiç bu kadar uzun saatler boyunca güneş ışığı almamıştı. Güneş enerjisi üretme kapasitesi, son 10 yıldaki en büyük sıçramasını yapıtı ve 2018’e kıyasla iki katından fazla arttı. Güçlenmeye devam eden yenilebilir enerjinin AB elektrik tedarikindeki payı, 2019 yılında %34,6 ile rekor düzeye çıktı. Yeni yeşil enerji tesislerinin kurulmasına yönelik çalışmalar COVID-19 salgını nedeniyle frenlenmiş olsa bile; yenilenebilir enerji, Avrupa’da ekonomik faaliyetlerin yeniden başlatılmasında ve karbon emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 50-55 azaltma yönünde yeni revize edilen hedefe ulaşılmasında kilit önem taşımaktadır. Dolayısıyla sektör kendine ikili bir hedef belirlemiş durumda: Bir yandan enerji sisteminde aslan payına sahip olmak ve diğer yandan iklim değişikliği nedeniyle risklerin sürekli değiştiği günümüz ortamında daha güvenilir ve verimli hâle gelmek.

Kaynaklar: 2017’ye kadar EUROSTAT verileri; 2018 ve 2019 için Agora Energiewende ve Sandbag hesaplamaları; “Uzun Vadeli Strateji”den 2030 projeksiyonları, Avrupa Komisyonu 2018.

Avrupa Birliği Komisyonunun Enerjiden Sorumlu Üyesi Kadri Simson, “Komisyonun mayıs sonunda sunduğu ekonomik toparlanma paketinin başlıca unsurlarından biri yeşil dönüşümdür” diyor. Simson, sözüne “2050’ye kadar iklim nötr olma hedefimize ulaşma stratejimizi oluşturan Avrupa Yeşil Anlaşması, aynı zamanda ekonomimizi daha rekabetçi hâle getirecektir” diyerek devam ediyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Kurumuna (IRENA) göre AB, enerji arzında yenilenebilir kaynakları önemli oranda artırabilir ve bundan kâr elde edebilir. Düşen teknoloji maliyetleri de buna işaret ediyor. Yenilenebilir enerjide 2020 için yapılan rekor tahminlerin biraz hafifletildiği günümüzde, düşük karbon emisyonlu enerji sektörünün toparlanması beklenmektedir. Petrol ve gaz talebindeki düşüşün salgın sonrasında da süreceği yönündeki öngörü, bu beklentiyi güçlendirmektedir.

Ekonomik şoklara karşı dayanıklı olduklarını gösteren yenilenebilir kaynaklar, değişen iklim koşullarına ve giderek sıklaşan aşırı hava olaylarına karşı da dayanıklı olduklarını kanıtlamaya devam etmek zorunda. Sıcaklık, yağmur, radyasyon, deniz seviyesi ve hava partiküllerinde görülen değişikliklerin yanı sıra sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklıklar gibi aşırı hava olayları, yenilenebilir enerji üretimini ve altyapısını etkileyebilecekleri gibi enerji talebini de şekillendirebilir.

Agora Energiewende’ye göre Avrupa’nın su kaynaklarından üretilen enerji miktarlarında, azalan yağış ve daha sıcak hava nedeniyle geçen yıl toplamda yüzde 6’lık düşüş oldu. Fransa, İspanya, İtalya ve Portekiz’de yaşanan kuraklık dönemleri ve bununla ilişkilendirilen sıcak hava dalgaları, ilkbahar ve yaz aylarında su seviyelerinde düşüş yaşanmasına neden oldu. Bu durum, 2019 Avrupa İklim Durumu raporundaki nehir debisi analizine de yansımıştı. Bazı bilim insanlarının tahminine göre, değişen yağış ve sıcaklık döngüleri Kuzey Avrupa’nın hidroelektrik enerji potansiyelini artırabilecek ve güneyde üretimi azaltabilecek nitelikte.

Veri kaynağı: Copernicus EMS tarafından modelden elde edilmiş nehir debisi. Copernicus Acil Durum Yönetim Servisi: Copernicus EMS)/ECMWF)

Rüzgâr hızı tahminleri belirsizliğini koruyor; fakat rüzgâr hızındaki küçük değişiklikler enerji üretimini önemli ölçüde etkileyebiliyor. 2018’de yaz rüzgârlarındaki azalma, üretimi normale kıyasla yüzde 20 düşürdü. Aşırı hava olayları ve deniz seviyesindeki yükseliş, hem karadaki hem de denizdeki rüzgâr çiftliği altyapısını etkileyebiliyor. Güneş enerjisi de belirsiz iklim değişkenleriyle karşı karşıya. Bazı araştırmalar ,Avrupa’da güneş radyasyonunun %10’a kadar artabileceğini öngörüyor. Bu durum, daha fazla üretim olacağı anlamına geliyor. Fakat fotovoltaik (PV) paneller sıcaklık arttıkça etkinliklerini kaybettiğinden dolayı, daha sıcak bir gelecek bu olumlu etkiyi tersine çevirebilir.

Kaynak: EUMETSAT CM SAF güneş ışığı süresi iklim verileri kaydı. Copernicus İklim Değişikliği Servisi (C3S)/EUMETSAT CM SAF/DWD.

Çevre Analizleri Enstitüsü CEO’su Colin McKinnon “İklim araştırmaları, bize aşırı hava olaylarının daha sık yaşanacağını gösteriyor. Peki, böyle durumlar ne sıklıkla yaşanacak? Bunlar, güvenilir yenilenebilir enerji kaynaklarının sağlanmasında yaşamsal önem taşıyan sorulardır” diyor. AB Komisyonu üyesi Simson’a göre, “İklim verileri, enerji ihtiyaçlarımızın ve özellikle yenilenebilir kaynaklar sektöründe üretim kabiliyetlerimizin değerlendirilebilmesi için gereklidir.”

Yenilenebilir enerji üreticileri, projelerinin yaşam süresi boyunca iklim belirsizliğini yönetmek zorundadır. İklim verilerine sahip olmak, yenilenebilir kaynakların enerji arzındaki payının artırılmasında bu nedenle önemli bir konuma gelmektedir. Enerji şebekesi işletmeleri ise; sel, fırtına, sıcak hava dalgası ve kar yağışı gibi iletim hatlarını etkileyebilecek aşırı hava olaylarını öngörebilmek zorundadır. Enerji üretimini ve tüketimini etkileyen iklim koşullarına göre arz ve talebi, ancak bu şekilde dengeleyebilirler.

Avrupa genelinde yenilenebilir enerji projelerinden oluşan geniş bir portföye sahip olan İspanyol Iberdrola şirketinin iklim ekibine göre, “İklim bilgileri, çeşitli projelerin farklı aşamalarındaki karar alma süreçlerinde kritik önem taşımaktadır”. Şirket, projelerinin her birinde saha ölçümlerini kısa ve uzun vadeli iklim bilgileriyle birleştiriyor. Iberdrola, örneğin rüzgâr enerjisi alanında, türbinlerin kurulacağı en iyi yerleri saptamak ve üretim kapasitesinin ömrünü tahmin etmek için iklim verilerinden ve hava durumu modellemelerinden faydalanıyor.

Fransız İletim Sistemleri Operatörü RTE’nin Bilgi ve İletişim Sistemleri Başkan Yardımcısı Dr. Gabriel Bareux, “İklim verileri kullanılarak güneş panellerinin, rüzgâr türbinlerinin, hidroelektrik santrallerin ve termik santrallerin üretimi ve tüketimi hesaplanır. Edinilen sonuçlara dayanarak, kullanılan sistemlerin yeterlilikleri araştırılır” diyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Bu bileşenlerin 80 yıla kadar varan süreler için kurulduğunu göz önüne aldığımızda; altyapı açısından bir taraftan mevcut tesislere yönelik potansiyel riskleri saptamamız, diğer taraftan da geleceğin değişmiş ikliminde hizmet verecek tesisleri doğru bir şekilde değerlendirmemiz gerekmektedir.”

Verdikleri hizmetler arasında güneş ışığı ve meteoroloji verileri sağlama hizmetleri de olan Transvalor’un Genel Müdürü Dr. Etienne Wey, durumu söyle açıklıyor:

“Diyelim ki yeni bir güneş enerjisi tesisi kuracaksınız. Banka, size finansman sağlarken büyük ölçüde önümüzdeki 20 yılda ne kadar enerji üreteceğinize bakar. Beş yıl önce, güneş enerjisi tesisi kurmaya yönelik belirsizliğin seviyesi o kadar önemli değildi. Çünkü devletlerin ve şebeke operatörlerinin ödemeye hazır oldukları kilovatsaat ücreti, şimdikine kıyasla çok yüksekti. Bugün ise çok rekabetçi bir piyasa söz konusu ve büyük belirsizlikler kâr-zarar dengelerini değiştirebilir.”

Dünya Enerji ve Meteoroloji Konseyi WEMC’in kurucu direktörü Dr. Alberto Troccoli, “Enerji sektöründe iklim verilerinin kullanımı son beş yılda yaygınlaştı” diyor. WEMC, Copernicus İklim Değişikliği Servisi’nin (C3S) enerji sektörüne kullanılabilir ve gerçek zamanlıya yakın iklim verileri sağlayan enerji sektörü yönetim birimi yönetiminden sorumludur.

Geçmiş iklim gözlemleri, enerji sistemlerini modellemek için kullanılan en yaygın veri kaynaklarından biridir. Örneğin, soğuk ya da sıcak hava dalgaları gibi olaylar ve bunların rüzgâr ve güneş enerjisine etkilerine ilişkin geçmiş verilere bakmak, gelecekte benzer bir durumda ne olabileceği konusunda bize ipuçları verebilir.

Ancak RTE’den Dr. Bareux, “Bu yaklaşım, belki önümüzdeki birkaç yıla ilişkin tahminlerde yararlı olabilir. Fakat gelecek projeksiyonları için geçmişin verilerinden yararlanmak sonuç vermeyebilir. Çünkü bu bilgiler, iklim değişikliğine ait bulguların giderek arttığı bir ortamda geçerliğini yitirebilir” diyor. Dr Bareux, sözüne şöyle devam ediyor:

“Örneğin 2003’te bir sıcak hava dalgası gördük. Öncesinde hiç yaşanmamış olan bu hava dalgası, 2050’nin yeni normu hâline gelebilir. Geleceğin enerji sistemlerine ilişkin projeksiyonlarda bunu dikkate almak büyük önem taşımaktadır.”

C3S’nin sunduğu hizmetler arasında geçmişe ait kayıtlar, mevsimsel tahminler, çok yılı kapsayan projeksiyonlar ve enerji göstergeleri bulunmaktadır. Dr. Troccoli, “İklimin talebi nasıl etkileyeceğine odaklanan modellerimiz mevcut. Avrupa ülkelerinin çoğunda sıcaklık artmaktadır ve bu -enerjinin kullanım şeklinde değişiklikler görsek de- enerjiye olan talebin artmasına neden olacaktır” diyor. İklim değişkenliğinin seviyesinin de farklılaştığını ifade eden Dr. Troccoli, “İklim modelleri, bir enerji kaynağının diğerleri karşısında daha verimli olduğu dönemlere ilişkin de bilgi sağlayabilmektedir” diyor.

C3S, kıta genelinde hem iklim hem de enerji değişkenliğinin dökümünü çıkarmaktadır. İklim verileri, sektördeki aktörlerin iklim kaynaklı değişiklikleri (örneğin soğuk hava dalgaları, sıcak hava dalgaları, kuraklıklar) öngörebilmelerini ve aynı zamanda kıta genelinde sıcaklığın elektrik talebini nasıl etkilediğini değerlendirip yenilenebilir enerji üretiminin değişkenliğiyle ilişkilendirilebilmelerini sağlayacaktır.

Önümüzdeki on yıllık dönemleri kapsayan güneş enerjisi senaryolarının Copernicus İklim Değişikliği Servisine ait test yazılımında uygulama öncesi gösterimine bir örnek.

Hükümetler ve elektrik üreticileri, enerji sistemlerindeki yenilenebilir kaynakların oranını doğru saptayabilmek amacıyla iklim verilerinden yararlanabilir. C3S, kurulduğu 2017 yılında ilk olarak Avrupa iklim arzı göstergesi projesini hayata geçirmişti. Projeyi C3S adına geliştiren IEA’dan McKinnon, “Bu proje, farklı enerji üretimi kombinasyonlarının Avrupa’da talebi hangi ölçüde karşılayabileceğinin değerlendirilmesinde yardımcı olmaktadır” diyor. CS3 ile daha yakın zamanda gerçekleştirilen bir proje ile ise, altyapıların iklime dayanıklılık standartlarına odaklanıyor. Bu proje, mühendislere, mimarlara ve standartları belirleyen kurumlara projelerinin (örneğin yenilenebilir enerji projeleri) iklim değişkenliği ve aşırı hava risklerinden kaynaklanan zorlukları aşmasında yardımcı olacaktır.

Iberdrola’nın ekibi, “Yenilenebilir kaynaklar sistemdeki paylarını artırdıkça ve elektrik kullanımı yeni alanlara (ulaştırma, ısıtma, soğutma vs.) yayıldıkça, iklim verilerinin önemli rol oynayacağı yeni alanlar da ortaya çıkacaktır” diyor.

Bu veriler, örneğin sıcak hava dalgası sırasında üretimi azamiye çıkarıp talebi karşılayabilmek amacıyla elektrik depolama teknolojilerinin ne şekilde kullanılacağını analiz etmemize yardımcı olabilir.

Acaba aşılması gereken bir sonraki güçlük, yenilenebilir enerji üreticilerinin ve dağıtım şebekelerinin iklim öngörülebilirliği ile ilgili ihtiyaçlarını karşılamak mı olacak? RTE’den Dr. Bareux, bu soruya “İklim verilerini saatlik hassasiyetle sağlamak, enerji sistemleri açısından yaşamsal önem taşımaktadır. Enerji sistemleri, saatlik bilgilerden faydalanırlar” şeklinde yanıt veriyor. İklim simülasyonlarının günlük veya birkaç saatlik olması nedeniyle kullanıcıların iklim verilerini kendileri yorumlamak zorunda kaldıklarını belirten Dr. Bareux, her kullanıcının gerekli donanıma sahip olmayabileceğini ve bu nedenle herkesin kullanabileceği standart bir prosedürün bu konuya çözüm getirebileceğini vurguluyor.

Almanya'da zorunlu askerlik geri mi geliyor?




Almanya ordusunda aşırı sağcı ve ırkçı grupların çoğalmasıyla 2011'de kaldırılan zorunlu askerlik yeniden gündeme geldi.

SPD milletvekili ve Federal Meclis Ordu Sorumlusu Eva Högl, yaklaşık 10 yıl önce alınan kararla kaldırılan zorunlu askerlik uygulamasının ordu içinde ırkçı yapılanmaların önünü açtığını savunuyor.

Högl geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Zorunlu askerlik görevinin kaldırılması büyük bir hataydı. Bunu yeniden masaya yatırmamız gerekir. Eğer toplumun daha geniş bölümü orduda sorumluluk üstlenirse, bu federal ordunun durumu için daha iyi olur. Böylece aşırı sağcı ırkçı grupların ordu içinde yayılmalarının önüne de geçilir. Bu konuyu önümüzdeki yıl detaylı şekilde tartışmak istiyorum" dedi.

Fakat Federal Savunma Bakanı Annegret Kramp Karrenbauer ise Högl’ün bu önerisine ise sıcak bakmıyor.

Karrenbauer, zorunlu askerlik yerine farklı alternatiflere başvurarak gençlerin orduya katılımını teşvik etmek istiyor. Bu kapsamda "Almanya İçin Bir Yılın" adlı bir kampanya ile gençlerin askere gitmeleri teşvik edilecek.

2021 yılında yürürlüğe girecek bu kampanya, gönüllü gençlerin yaşadığı bölgede askerlik yapmasına olanak sağlayacak. Orduya katılan gençler, altı ay boyunca temel askeri eğitim alacak, altı ay da yine yaşadıkları bölgeye yakın bir kışlada görevlendirilecek.

Almanya 2011 yılında aldığı kararla zorunlu askerliği kaldırmış, onun yerine gönüllü askerlik uygulamasına geçmişti. Yürürlükteki uygulamaya göre dileyenler 7 ila 23 ay arasında askerlik yapabiliyor.

2 Temmuz 2020 Perşembe

SU BUHARI ELEKTRIK ENERJISINE DÖNÜŞECEK



su birikintilerinin üzerinde oluşan buhar elektrik enerjisine dönüştürülebilecek.





Türk  bilim insanından güneşe rakip enerji teknolojisi

Doç. Dr. Özgür Şahin ve ekibi tarafından geliştirilen teknolojiyle göl, nehir ve baraj gibi su birikintilerinin üzerinde oluşan buhar elektrik  enerjisine dönüştürülebilecek.

Türk bilim insanı Doç. Dr. Özgür Şahin öncülüğünde geliştirilen ve düşük sıcaklıklardaki su buharından elektrik üretimine dayanan teknolojinin rüzgar ve güneş gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına rakip olabileceği belirtildi.

NewScientist'de yer alan araştırmaya göre, Columbia Üniversitesinden Özgür Şahin ve ekibi tarafından geliştirilen teknolojiyle göl, nehir ve baraj gibi su birikintilerinin üzerinde oluşan buhar, elektrik enerjisine dönüştürülebilecek.

Söz konusu proje, güneş enerjisiyle su birikintileri üzerinde oluşan buharın, bakteriyel sporlar marifetiyle kuru kalabilen şeritleri bir kas gibi hareket ettirmesi esasına dayanıyor.

Nemli ortamdaki değişim, şeritlerde yüksek miktarda itme ve çekme hareketleri oluştururken, konu üzerinde çalışan ekip, kullanılabilecek motorlar için de birkaç prototip geliştirdi.

Ekibin geliştirdiği prototip motorla, söz konusu "kasların" tam su üzerine konumlandırılmasıyla çalışıyor. Motorun üzerindeki perdeler kapandığında nem yükseliyor ve materyal genişliyor. Sonrasında açılan perdeler kuruyarak tekrar kapanıyor ve bu açılıp kapanmayla enerji üretimi sağlanıyor.

"ABD'nin elektriğinin 3'te 2'si üretilebilir"

Bu prensip çerçevesinde geliştirilecek buhar motorlarıyla, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki göl ve barajlardan, ülkenin yıllık elektrik üretiminin 3'te 2'sine karşılık gelen 2,8 milyon megavatsaatlik elektrik üretilebileceği tahmin ediliyor.

Bu buhar motorlarının su birikintilerinin yanı sıra sulama alanları veya sera gibi alanlarda da çalışabileceği öngörülüyor.

Söz konusu teknolojinin gelişebilmesi için günümüzde yüzer halde de kullanılabilen güneş panelleriyle rekabet edebilmesi gerekiyor. Buhar motorlarında kullanılacak ucuz biyolojik malzemelerin güneş panellerinden daha az maliyetle üretim yapılabileceği belirtiliyor.

Buhardan bu yöntemle elektrik üretiminin, yüksek yağmur alan bölgelerde aşırı buharlaşmanın önüne geçmek için de kullanılabileceğine dikkat çekiliyor.


http://www.teknolojide.com/su-buhari-elektrik-enerjisine-donusecek

İşte işaret dilini ses ve yazıya dönüştüren ''Konuşan Eller''

Dünyanın En Gizemli Birliği Hayalet Ordu

10 Maddede Yıldızlar

Bir Yıldız Doğuyor!

Yıldızlar, ‘bulutsu’ adı verilen ve çoğunlukla hidrojenden oluşan gaz bulutlarının içinde milyonlarca yıllık bir sürecin sonunda oluşurlar.

Tamamen gazlardan oluşan bu küre biçimindeki devasa fırınların çekirdek sıcaklığı 15 milyon santigrata ulaştığında nükleer füzyon işlemine başlar ve artık, “Bebek Yıldız” evrende yolculuğuna başlamaya hazırdır. 

Evrende, günde 275 milyon yeni yıldızın doğduğu düşünülmektedir.

orion bulutsusu
Orion Bulutsusu, Bir Yıldız Doğarken

Yıldızlar, evrende kümeler, gruplar veya ikili halde hareket ederler. Tek başına hareket eden yıldızların sayısı çok azdır. 

Tek başına hareket eden yıldızlara verilecek en önemli örnek, ısı ve ışık kaynağımız olan Güneştir.

yıldızlar yıldız kümesi
Bir Yıldız Kümesi

Yeşilimsi, Üstelik Cüce

Isı durumlarına göre, yıldızların renkleri ve yaşlılık durumlarına göre, büyüklükleri tabir edilir. 

Biricik yıldızımız Güneş; genç-orta arası bir dönemde ve sıcaklık olarak yeşil ile mavi renkleri arasındadır. 

Peki, biz neden sarı veya beyaz olarak görüyoruz, sorusunun cevabı; gözümüzün yapısı ve diğer ışıkların etkileridir.

güneş
Güneşin Özel Teleskoplarla Ulaşılan Görüntüsü

Bir, Yüz, Bin

Gökyüzünün tamamında çıplak gözle görülebilen 9 bin civarı yıldız vardır. Daha fazlası için bir teleskop kullanmanız gerekir. İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi’nde ise 1 trilyon yıldız olduğu iddia ediliyor. 

Tüm evrendeki yıldızların sayısı ise, Ünlü Astrobiyolog Carl Sagan’ın adından gelen ‘Sagan’ kadar olarak tabir edilir. 

Bu arada gökyüzündeki yıldızları sayarsanız elinizde siğiller çıkar diye bir inanç bulunmaktadır, bilginize.

En Ünlü Yıldızlar

Alpa Centauri Sistemi: Bize en yakın yıldız sistemidir. En hızlı uzay aracıyla 4 ışık yılından daha uzaktır.

Sirius: Eskinden kendisine tapılacak veya denizcilere yol gösterecek kadar parlak olan yıldızdır.

Betelgeuse: Dünyadan görülebilen kırmızı bir süperdev yıldızdır.

Rigel: Orion Bulutsusu’nun en parlak yıldızıdır. Örnek vermek gerekirse, güneşten 120 bin kat daha parlaktır.

Kuzeyin Kralı: Kutup Yıldızı

Sadece Kuzey Kutbundan görülen ve 3 büyük yıldızdan meydana gelip en parlağının kuzeyi gösterdiği Küçükayı Takım Yıldızı’ndan bahsetmekteyiz.

Polaris, Şimal Yıldızı olarak da bilinmektedir.

küçük ve büyük ayı

Zamanda Yolculuk

Bir yıldıza (veya uzaydaki herhangi bir nesneye) baktığınızda, geçmişte nasıl göründüğünü görüyorsunuz. Güneş, 8,5 dakika önce olduğu gibi görünür. 

Alpha Centauri’nin görünümü 4,3 yaşında; Sirius’un görünümü 8 yıldan daha eskidir.

Peki, yıldızların isimleri nereden geliyor?

Yunan ve Arap kültürlerine yıldızların yeri çok ayrıdır ve bu yüzden isimlendirilmeleri de bu iki medeniyete ait kelimeler üzerinden yapılır.

Astronomi ile Astrolojinin Farkı

Astronomi gök cisimlerini fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak evrim süreçlerinin ve kökenlerinin araştırılması iken astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır.

Bir yıldız, yakıtını tüketme noktasına geldiğinde yukarıda bulunan görseldeki Kırmızı Dev aşamasına gelir ve artık Süpernova veya daha büyükse Hipernova patlaması ile katmanlarında sahip olduğu tüm biyokütleleri evrenin derinliklerine gönderir ve soğumaya geçer. 

Artık Beyaz Cüce olarak nitelendirilen bu kürelerin tamamen soğuması 4 milyar yılı bulabilir.

İki şey zihni her zaman yeni ve artan hayranlık ve korku ile doldurur, onları daha sık ve istikrarlı bir şekilde yansıtırız: Üstümüzdeki yıldızlı gökler ve içimizdeki ahlaki yasa.

IMMANUEL KANT

Osman Hamdi Bey: Osmanlı İmparatorluğu’nda Resmin Öncüsü, Müzeciliğin ve Arkeolojinin Kurucusu

30 Aralık 1842 tarihinde İstanbul’da doğan Osman Hamdi Bey; arkeolog, müzeograf, yazar ve ressamdı. Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nin (bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kurucusu olan Osman Hamdi Bey, ilk olarak ortaöğretimi sırasında çizdiği kara kalem resimlerle dikkat çekti.



Babası, birlikte Viyana’ya gittiklerinde müze ve sergilerle yakından ilgilenen Osman Hamdi’yi ve kardeşlerini, birkaç yıl sonra öğrenim görmeleri için yurtdışına gönderdi. Osman Hamdi, Paris’e Hukuk okumaya gitti.

osman hamdi bey

Paris’te Hukuk öğrenimini sürdürürken resme olan tutkusu sebebiyle, Paris Güzel Sanatlar Okulu’na devam etti. Burada, dönemin ünlü ressamları olan Jean-Leon Gerome ile Gustave Boulanger’den ders aldı.

İyi bir resim eğitimi alan Osman Hamdi Bey, ülkeye geri döndüğünde devletin farklı kademelerinde görev aldı. İlk görevi; Bağdat İli Yabancı İşler Müdürlüğü’ydü. Burada Bağdat’ın tarihiyle ilgilendi, arkeolojik çalışmaları takip etti ve şehrin çeşitli görünümlerini yansıtan tablolar yaptı. 

Bağdat’ta, geleceğin ünlü roman yazarı Ahmet Mithat Efendi ile tanıştı ve dost oldu.

osman hamdi bey ve kızları

1875 yılında, Kadıköy’ün ilk Belediye Başkanı olarak göreve atandı. Bir yıl boyunca görevini sürdürdü.

29 yıl boyunca İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin müdürü olarak görev yapan Osman Hamdi Bey, müzeyi, dünyanın sayılı müzelerinden biri haline getirdi.

Müzenin müdürü olduğu yıllarda, ilk Türk bilimsel kazı çalışmalarını başlattı. Nemrut Dağı, Lagina-Muğla, Sayda-Lübnan’da arkeolojik kazılar gerçekleştirdi. Adıyaman’da Nemrut Dağı kazılarını yürüttü, Komagene Krallığı’na ait eserlerin ortaya çıkmasında büyük rol oynadı. Ayrıca 1887 yılında, Sayda bulunan kral mezarları arkeolojik kazılarında yer aldı.

osman hamdi bey nemrut

Sanayi-i Nefise Mektebi, 1882 yılında, Osman Hamdi Bey’in II. Abdülhamit tarafından tayin edilmesi sonucunda, resmi olarak kuruldu.

Osman Hamdi Bey, 24 Şubat 1910 tarihinde, Kuruçeşme’deki yalısında hayatını kaybetti.

Osman Hamdi Bey, müzecilik ve arkeoloji çalışmalarını sürdürürken resim yapmayı hiç bırakmadı. Türk resminde ilk kez figürlü kompozisyonu kullanan ressamdı. Resimlerinde okuyan, tartışan, özlemini duyduğu Türk aydın tipini ve dışarıya açılmış kadın imgesini ele aldı. Birçok resmi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ile Londra, Liverpool ve Boston Müzeleri’nde sergileniyor.

osman hamdi bey ve kızı nazlı

Eserlerinden Bazıları

Kaplumbağa Terbiyecisi

Osman Hamdi Bey, en ünlü eserlerinden biri olan Kaplumbağa Terbiyecisi’nin 1906 ve 1907 yıllarında, iki farklı versiyonunu çizmiştir.

Bu tablo, özellikle ilham kaynağına dair net bilgilerin olmadığı dönemde, geri kalmış bir toplumu çağdaşlaştırmaya çalışan bir aydının yorgun hâlini anlattığı şeklinde yorumlanmıştır. Kaplumbağaların esin kaynağının, Lâle Devri’ndeki Sadabad eğlenceleri sırasında, hava karardıktan sonra sırtlarına mum dikilerek serbest bırakılan kaplumbağalar olduğu öne sürülmüştür.

Başka yorumlara göre; düşünceli biçimde dikilen adam, sabır gerektiren zor bir iş olan kaplumbağaları terbiye etme işini, elindeki ney ve sırtındaki nakkareyi çalarak başarmayı ummaktadır. Bir yoruma göre de, terbiyeci Osman Hamdi Bey’in kendisidir.

osman hamdi bey kurbağa terbiyecisi

Mimozalı Kadın

Osman Hamdi Bey’in, eşi Marie’yi (daha sonra Naile Hanım) resmettiği, 1906 tarihli tablosudur. Fransız olan eşinin giysileri tamamen Fransız modasına uygundur. Elinde sarı renkli bir demet mimoza çiçeği tutmaktadır. Bu tabloda diğer eserlerinin aksine oryantalist bir şekilde değil, Avrupa’da görülen akımlara uygun bir biçimde çizilmiştir.

osman hamdi bey mimozalı kadın

Kahve Ocağı 

1879 tarihinde çizdiği natüralist ve oryantalist izler taşıyan bir tablodur. Pencerenin önündeki sedirde bir çeşit nargile sayılabilecek bir tütünü uzun bir çubuk ile içen bir adam ile ona Türk kahvesi getiren bir kadın resmedilmiştir. Bu iki kişinin yanında, mekânın betimlemesine de ağırlık verilmiştir. Geleneksel Türk evinin çini ocaklı odasında tasvir edilmiştir. Bu yönüyle oryantalist bir eserdir. Sedirin yan kısmı, halılar, çiniler ve mekanın ayrıntıları tüm gerçekliğiyle, natüralist üslupta boyanmıştır.

osman hamdi bey kahve ocağı

Gezintide Kadınlar

Osman Hamdi Bey’in 1887 tarihli tablosudur. Kadınlar adeta ressama poz verir gibi ve çok neşelidir. Gezintide Kadınlar’da yer alan kadınların kostümü, baş kısımları hariç, dönemin Avrupa’sının giyim modasını andırır. Bu yönüyle Osman Hamdi Bey’in, o dönem Paris’te yaşadığı için Fransız ve İngiliz ressamlardan etkilendiğinin göstergesidir. Belli bir renk uyumu yansıtacak şekilde dizilen kadınların kostümlerin hemen hemen aynı. Kırmızı, yeşil, açık sarı, mor ve siyah şemsiyeler on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısının en gözde aksesuarlarıdır. Ayrıca kadınlar güneşten korunmak için şemsiye kullanır. Bu durum yaz mevsimi olduğunun göstergesidir.

osman hamdi bey gezintide kadınlar

İstanbul Hanımefendisi

1881 yılında yapılan bu tabloda; altın sarısı bir atlas kumaşının önünde genç bir kadın durmaktadır. Kadın, o dönemin Paris modasına uygun bir kıyafet giymiştir. Kıyafeti aynı zamanda Osmanlı kadınının giyim tarzıyla da uyuşmakta ve bu yönüyle oryantalist bir eğilime işaret etmektedir. Genç kadın, yüzünü yarı-saydam bir peçe ile gizlemektedir. Ayrıca kadının sol eli de siyah elbisenin içinde gizlenmiştir. Klasik Osmanlı ve Selçuklu halılarına özgü geometrik motifler, eserde belirgin bir şekilde çizilmiştir.

osman hamdi bey istanbul hanımefendisi

İki Müzisyen Kız

Osman Hamdi Bey’in 1880 yılında tamamladığı tablodur. Eserde, iki genç Osmanlı kadını geleneksel Türk müzik aletleri çalarken resmedilmiştir. Tabloda yer alan mekân, Bursa Yeşil Cami’deki namazgâh bölümüdür. Bu bölümün girişinde tambur ve def çalan iki genç kız durmaktadır. Eserde camide bulunan halılar, kakmalı ahşap eserler, taş oymacılığı ürünü mermerler ve çini gibi Osmanlı motifleri yer alır. Bu eserde oryantalist kıyafetler giymiş iki kadından yaşça büyük olan küçük olana enstrüman çalmayı öğretmektedir.

Osman Hamdi Bey’in resimleri bir anlamda Batı’nın Oryantalizmine bir tepkidir. O, kendi içinden çıktığı kültürü tüm gerçekliğiyle ifade etmiştir. Resimlerin çoğunda yaşadığı toplumun ve coğrafyanın kültürüne ait önemli mesajlar vardır. Bu mesajlar resimlerinde kullandığı objeler tarafından yansıtılır. Genellikle eserlerinde Osmanlı insanının okuyan, tartışan, düşünen kimliğini vurgulamıştır.

Orly Uçak Hangarı , Fransa

  Mühendis : Eugene Freyssinet Yapım yılı : 1916-1923  1923 yılında tamamlanan 85m açıklıkta , 300 m uzunlukta ve 56 m yükseklikteki bu bet...