26 Ağustos 2020 Çarşamba

Dikkat Çekecek Mimari Trendler


 Değişim ihtimali elbette belirgin. Gelişen teknolojiler ve materyaller ise tasarladığımız ve inşa ettiğimiz yolu gözden geçirmemizi sağlıyor.

Endüstrinin evrimleşebileceği birçok yol var ve yavaş yavaş gelişmekte olan bazı eğilimler de sonunda ana akımı takip ediyor. Bunlardan bazılarına göz atalım:

DEVAMI İÇİN TÜRKÇE KAYNAK :    https://www.yapikatalogu.com/blog/2019-da-dikkat-cekecek-mimari-trendler_146

ENGLISH RESOURCE FOR MORE : https://build.com.au/architectural-trends-watch-out-2019


Mimari de Temel Analiz


Mimari de Temel Analiz eskiz çalışmaları ve ön  plan çalışmalarıyla başlar.Bunları yapabilmek için de temel bazı bilgilere sahip olmanız gerekir.Üniversite eğitimini ilk haftasından itibaren bunun temelleri öğretilerek pekiştirilmesi sağlanır.


Uzun proje haftaları ve dönemlerinin sonunda basamak basamak ulaşmak istediğiniz plan ve ürüne artık pratik bir şekilde uzanırsınız.
Dikkat edilmesi gereken analiz yeteneğinin güçlü olması ve proaktif üretiminizin yer bulabilmesi ve ihtiyaci inşası için kendinizi değişen şartlara sürekli hazır tutup bilgilerinizi güncellemeniz gerekmektedir.Çünkü değişen şartlar bir takvim süreci gibi yapıların ve malzeme bilgisinin kendini değiştirdiği şartlarda sizi karşısında bir yabancı gibi bırakabilir.
Temel olarak ;
Analizimizde yer-yön , renk, metraj , çevreyle uyum , minör-major(küçük resim>büyük resim veya tam tersi) , uyumluluk ,süreklilik ve yapı tasarımındaki ahenk ve dayanıklılık bunlar dikkate edilmesi kavramlardan bazıları..
Kavramlar eğitimle ve pratikle  en önemlisi saha gözlemleriyle pekiştirilebilinir.Sonuç olarak analiz aşamasında korkmayınız.Hatta kendinizi veri analizleri yaparak geliştirebilirsinz.

 

21 Ağustos 2020 Cuma

Salda Gölü, Mars’ın keşfinde kılavuz görevi yapıyor

Mars’a benzerliğiyle bilinen Salda Gölü’nü araştıran 

bilim insanı Prof. Dr. Nurgül Çelik Balcı, gölden elde edilecek

 verilerin Mars’ın Jezero kraterine giden uzay aracına rehber olacağını söyledi.

Salda Gölü, Mars’ın keşfinde kılavuz görevi yapıyor

“Kızıl Gezegen” olarak bilinen Mars, sekiz gezegenin (Plüton ile dokuz) olduğu güneş sisteminde bilim insanlarının çok ilgisini çekiyor. Dünyadan uzaklığı Güneş etrafındaki yörüngesine bağlı olarak 55 milyon ile 400 milyon kilometre arasında değişen Mars’ta yaşam izleri 1960’lı yıllardan beri araştırılıyor. Modern kültürde sıklıkla karşımıza çıkan Mars’ın yüzey oluşumları, özellikle Jezero Krateri, Burdur’daki Salda gölüyle büyük benzerlik taşıyor.

2007 yılından beri Salda Gölü’nde bilimsel araştırmalar yapan İstanbul Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nurgül Çelik Balcı, edindikleri verilerin Mars’a gönderilen keşif aracı için yol gösterici olduğunu belirtti. NASA adına Salda’ya gelen Şikago’daki Purdue Üniversitesi Yer ve Gezegen Bilimleri Bölümü’nden Dr. Briony Horgan’la çalışmalar yapan Prof. Dr. Balcı, Jezero’ya gönderilen keşif aracının rotasının Salda’dan elde edilen verilerle oluştuğunu belirtti.

Prof. Dr. Balcı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Lewis and Clark Fund for Exploration and Field Research in Astrobiology tarafından desteklenen çalışmaları Milliyet gazetesinden Gökhan Karakaş'a anlattı.

Balcı, “Salda Gölü ile Mars’taki Jezero kraterinde bulunan karbonatlar birbirine çok benziyor. Dünyada bu özelliği taşıyan tek göl Salda. Jezero’da bir zamanlar bulunan göl, yerkürede olduğu gibi akarsuların ana karadan aşındırılarak taşınan malzemelerin depolandığı delta ortamlarını içeriyor. Yerküredeki tecrübelerimize göre bu ortamlar yaşam dostu ve farklı türleri içeren ekolojik sistemler. Jezero’daki bu ortamlar Salda’nın beyaz kıyısını oluşturan ve gölde bulunan, hidromanyezit içerikli karbonatları içeriyor. Salda’da mikrobiyal etkilerle oluşan hidromanyezit içerikli mikrobiyalitler, yaşamın izlerini taşıyor. Salda’dan aldığımız mikrobiyalit örnekleri inceledik ve farklı mikrobiyal türlerin karbonatları ürettiğini gördük” dedi.

"YAŞAM İZİ ARAYACAK"

Balcı, “Mars’ta yaşam geliştiyse Jezero kraterinin kenarında oluşan karbonatlar, izlerini taşıyabilir. Salda’da karbonatların yapılarını ve oluşum şekillerini anlayabilirsek Mars’ta antik yaşam formlarının izlerini taşıyan yaşam olup olmadığını çözebiliriz. Şimdiye kadar yedi kez Mars’a keşif aracı gönderildi. Ama Salda’dan toplanan bilgilerle yola çıkan keşif aracı Perseverance (Gayret) detaylı cihazlarıyla derinden örnek alacak. Salda’dan elde ettiğimiz veriler, Jezero kraterinde antik yaşam izleri arayan Perseverance’nin yol haritasının oluşmasında önemli veriler sağlayacak. Yani Salda, keşif aracına nereye gitmesi gerektiğini söyleyecek. Biyoiz sürecek keşif aracı Salda tecrübeleri ile Mars’ta 3.5 milyar yıl önce yaşam olup olmadığı sorusuna cevap arayacak” diye konuştu.

"MARS’TA BİR ZAMANLAR YAŞAM VARDI"

Şimdiye kadar keşif araçlarının 100 kilometrelik alanda çalıştığını ama Perseverance’nin çalışma alanının 9 kilometreye indirildiğini belirten Balcı, Mars’ta 4,5-3,8 milyar yıl öncesinde yerküreye çok benzeyen göl ve nehirler olduğunun kanıtlandığını söyledi. Balcı, “Büyük olasılıkla bir zamanlar Mars’ta yaşam vardı; şimdi de belki ultraviyole ışınlarının etkisinden korunmak için yüzeyin altında yaşam var. Tüm bu sorulara Salda gölünde yaptığımız çalışmalar ışık tutacak. Bence insanlık ilk defa evrende yalnız mıyız sorusunun cevabına bu kadar yakın” dedi.

"ENCELADUS ARAŞTIRILABİLİR"

Balcı, “Mars’ın ardından dünya dışında yaşam sorusuna cevap için insanoğlunun ilgisi Satürn’ün altıncı en büyük uydusu Enceladus’a yoğunlaşabilir. Enceladus’un güney kutbunda buz kırılmaları ve organik moleküller belirlendi” ifadelerini kullandı.


14 Ağustos 2020 Cuma

MİMARİ ÇEVRE ANALİZİ - ARAZİ ANALİZİ


 “Hayatımız bir tasarım değil midir?” sorusu ile başlayalım. Doğduğumuzdan bugünümüze kadar tasarlanmış bir hayatta yaşıyoruz. İçinde kendi kendini yenileyen yeni tasarımlar, her gün yeni üretilenler, birbirine bağımlı – bağımsız birçok tasarım harikası içinde yaşıyoruz aslında. Sadece oturup bir düşünmek yeterli.



Mimarlık denince akla gelmesi gereken ilk kelime ‘tasarım’ olmalı.

Hafife alınmayacak ve değerinin bilinmesi gerekilen bir kelime. Her yıl birçok sayıda mimar okullardan mezun oluyor. Peki kaçı mimarlık yapıyor?

Bu soruyu şöyle değiştirelim: Kaçı gerçekten mimarlık yapıyor? ‘Gerçekten’ sözcüğüne dikkat edin! Önemli olan gerçeklik çünkü.

Mimarlık en başta düşünmeyi ele alan, her seferinde üretebilen, yeri geldiğinde kendini ‘resetleyen’ bir meslek. Canlılara bir hayat mekanı vermek inanın kolay değil. Ve bu kolay olmayan işi de basit bir düşünce tarzıyla düşünmek yanlış sonuçlar doğurur.

Bir proje geldi elinize diyelim. Durak projesi olsun bu. Durak tasarlayacaksınız. Kulağı basit geliyor değil mi? “Yaparım, ne var ki durak projesinde!”

Peki neden ülkemizde duraklarda 3-4 oturma koltuğu ve sadece bizi yağmurdan, kardan koruyacak bir eğim var. Gün içerisinde özellikle İstanbul’da oturan arkadaşlarımız zamanlarının ne kadarını duraklarda geçiriyorlar? Benim 1,5 saat beklediğim günler oldu. Normalde yanımda kitap taşırım okumak için, lakin ya taşımayanlar? Yani durak diyoruz da, durak yapmadan önce insanların düşüncelerini dikkate alıyor muyuz?

Bu tartışılır.

Çevre analizi diye bir dersimiz vardı. Bu derste bir mahallede, eğer bir mekan yapılacaksa bunu neye göre yapacağımızı, hangi analizleri, hangi verileri tasarımımızda kullanacağımızı öğrendik. Mahalleye gidip yaklaşık elli insanla sıcak, samimi, hoş sohbetler yaptık. Bazıları sırf şikayet etti, bazıları bazı sorularımızı tersledi, bazıları soruları dinlemedi, bazıları “neden” dedi, bazıları itinayla cevapladı.

Neden sorusunu sormaları tabi ki çok normal ve en doğal hakları…

“Bunu yapıyorsunuz da ne faydası olacak” dedi bir amcamız. “Siz mi kurtaracaksınız dünyayı” dedi bir diğeri. Haklı belki de.

Lakin dikkat etmemiz gereken bir konu var: Farkındalık.

Biz o çevre analizi dersini almasaydık, bir mekan tasarlarken insanların düşüncesini önemsemeyip yaşadıkları alana belki umarsızca hükmedecektik.

Birinin yattığı odaya karanlık gibi çökecektik. Ya da bir teyzemizin bahçesini ele geçirecektik.

Analiz dediğimiz kavram ve mimarlık kavramı birbiriyle bütün sayılabilecek kavramlar. Analiz olmadan mimarlık yapılmaz. Yapılmamalı. Yapılırsa bir hata var demektir.

İnsanların düşünceleri, en çok da kendi düşüncelerimiz önemsenmeli.

Soyut düşüncelerin somutlaştığı bir meslekten söz ediyorum. Değeri bilinirse ve gerçekten yapılırsa mimarlık aslında güzel bir meslek. Okuyun derim.

Yazar: Dilan İşsever

13 Ağustos 2020 Perşembe

Matematik Bilimci Prof. Zharkova: 2022'den Sonra "Mini Buzul Çağı" Öngörüyor

 


Bilim adamları, önümüzdeki on yıldan sonra,
Dünya'nın "mini buzul çağı"na girebileceğine dair
uyarıda bulundular. Güneş'in manyetik enerjisinin matematiksel
modellemesine göre, sıcaklıklar 2021'de düşmeye başlayacak.

Söylediklerine göre bu, daha önce 1646 ile 1715 arasındaki yıllarda mini buzul çağı

 olarak bilinen, hatta Londra'daki Thames Nehri'nin donmasına yol açan, 

"Maunder Minimum" olarak adlandırılan bir fenomenin gerçekleşmesine neden olacak.

Araştırma, 2020 ile 2030 yılları arasında, Güneş döngülerinin birbirilerini etkisiz hale 

getireceklerini belirtiyor. 


Güneş'te 11 yıldır devam eden düzensizlikler üzerinde son derece kesin tahminler

 geliştiriyor. Bu model Güneş'in iki katmanındaki dinamo efektlerinden yararlanıyor.

 Katmanlardan bir tanesi yüzeye yakın, diğeri ise ısı-yayım bölgesinde, derinde bulunuyor. 

Northumbria Üniversitesinden Matematik Profesörü Valentina Zharkova'nın öncülüğündeki

 araştırmacılar, Güneş'in ürettiği manyetik dalgaları öngören bir önceki araştırmayı geliştirdiler.

 Ancak Zharkova, modelin kısmen küresel ısınma yüzünden, mini buzul çağına bir kanıt

 olarak kullanılamayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Zharkova Sky News kanalına şöyle konuştu:
"Umarım bu mini buzul çağı etkisi küresel ısınmaya üstün gelir ve böylece insanoğluna ve

 Dünya'ya çevre kirliliğini çözümlemek için 30 yıl süre kazandırır."

Model, bir çift dalganın 25. Döngü boyunca, gittikçe birbirini dengeleyeceğini ve 2022 

yılında zirve yapacağını öngörüyor.

2030 ile 2040 arasındaki on yılı kapsayan 26. Döngü boyunca ise, iki dalga birbirine tamamen 

uyumsuz hale gelecek ve bu da Güneş'in aktivitesinin belirgin bir şekilde azalmasına neden olacak.

Model üzerinden yapılan tahminler gösteriyor ki, Güneş'in etkisi 2030'lu yıllarda %60 oranında düşecek.

 Ortaya çıkan sonuçlara göre, koşullar en son 1645'te başlayan "mini buzul çağı" sırasındaki hale gelecek. 

Dr. Zharkova, 2015 yılında bu olayla ilgili yapılan önceki araştırmaları yayınladı. Zharkova'nın 

bu yıl Astronomi ve Jeofizik dergisinde yayınladığı yeni makale, önceki bulguları kuvvetlendirdi.

Söylediklerine göre bu, daha önce 1646 ile 1715 arasındaki yıllarda mini 

buzul çağı olarak bilinen, hatta Londra'daki Thames Nehri'nin donmasına 

yol açan, "Maunder Minimum" olarak adlandırılan bir fenomenin gerçekleşmesine

 neden olacak.

Bir bilim adamının, Güneş'in faaliyetlerinin, yaklaşık 10-12 yıl boyunca süren 

bir döngü üzerinde değiştiğini tespit etmesinden bu yana 172 yıl geçti. 

Ancak her döngü diğerinden az da olsa farklıdır. Ve bugüne kadar hiçbir 

olayın modellemesi, dalgalanmaları tam olarak açıklamaya yetmemiştir. 

Dr Zharkova 2015 yılında şöyle demiştir:
"26. Döngüde iki dalga birbirini tam olarak yansıtır ve aynı anda zirveye ulaşır, 

ancak Güneş'in yarımkürelerinde ise tam tersi halindedirler. Dalgaların karşılıklı 

etkileşimleri ya parçalayıcı olacaktır ya da birbirilerini nötrleştireceklerdir.

 Biz bu durumun 'Maunder Minimum' döneminin özelliklerine yol açacağını öngörüyoruz."

Ekip, 1976-2008 arasındaki periyotta gerçekleşen üç Güneş döngüsünün 

manyetik alan değerini incelediler. Bununla beraber tahminlerini,

 Güneş'in etkilerinin bir diğer güçlü işareti olan, ortalama Güneş lekesi 

sayılarıyla kıyasladılar. Ve bütün tahminleri ve gözlemleri birbirileriyle 

neredeyse tamamen eşleşti.

Güncelleme: 07/01/2018
Kaynak:
 Phoebe Weston, "Plummeting temperatures cause mini ice age", dailymail.co.uk, çev. Gülnihal İnci, yaklasansaat.com, 27/12/2017


Güneş patlaması nedir? Güneş patlaması neden olur?

 


Nasa’nın Güneş’in yüzeyinde gözlemlenen ve devasa büyüklükte 

olan bir lekenin yönünün Dünya’ya doğru döndüğünü açıklamasının 

ardından çok sayı vatandaş ‘Güneş patlaması nedir, neden olur?’ 

sorularının yanıtlarını araştırmaya başladı. AR2770 ismi verilen 

lekenin her geçen gün büyüdüğü belirtilirken, güneş patlamaları 

gündeme oturmuş durumda. Peki, Güneş patlaması nedir? 

Güneş patlaması neden olur? İşte detaylar


 


Güneş patlaması nedir? Güneş patlaması neden olur?

GÜNEŞ PATLAMASI NEDİR?

Güneş püskürtüsü, Güneş'in gaz yuvarında (atmosfer) gerçekleşen

 şiddetli patlamalara verilen addır. Bu patlamalar milyarlarca 

megaton gücünde olup, genelde saatte 1.000.000 km/saat hızla 

hareket ederler. Güneş püskürtüsü nedeniyle Dünya atmosferine 

normalin üzerinde küçük dalga boylu radyasyon parçacıkları girer.

 Bu püskürtüler sonucunda yeryüzündeki iletişim ve güç ağları 

olumsuz yönde etkilenebilir.

Güneş patlaması nedir? Güneş patlaması neden olur?

GÜNEŞ PATLAMASI NEDEN OLUR?

Güneş patlamaları, Güneş atmosferinin bütün tabakalarını

 (fotosfer, korona ve kromosfer) etkiler, plazmayı onlarca milyon 

kelvine çıkarıp elektronları, protonları ve daha ağır iyonları 

neredeyse ışık hızıyla uzaya fırlatır. Ayrıca bütün elektromanyetik 

tayfa yayılmış radyasyon üretirler. Çoğu Güneş patlamaları, şiddetli

 manyetik alanların fotosfere girdiği Güneş lekeleri gibi aktif bölgelerde oluşur.

Güneş püskürtüleri magnetik birleşmelerden dolayı oluşurlar. İlk oluşum ise 

1859 yılında gözlemlenmiştir

KAYNAK : SABAH https://www.sabah.com.tr/yasam/2020/08/13/gunes-patlamasi-nedir-gunes-patlamasi-neden-olur

11 YILLIK BİR DÖNEMİN PARÇASI

Güneş lekesi, 11 yıllık yeni elektromanyetik aktivite dönemi olan Solar Cycle

 25'in bir parçası ve üzerinde şu anda ufak patlamalar meydana geliyor. 

AR2770 henüz çok büyük patlamalar üretmemiş olsa da, uzmanlar 

Dünya’daki elektromanyetik operasyonları ve tesisleri devre dışı 

bırakabilecek olayı yakından takip ediyor.

ELEKTROMANYETİK SİSTEMLER BOZULABİLİR

NASA'nın belirttiğine göre  göre, Güneş patlamaları, güneş lekelerinin

 yakınında manyetik alan hatlarının dolaşması, kesilmesi veya yeniden

 düzenlenmesinden kaynaklanan ani bir enerji boşaltımınn gerçekleşmesiyle 

geliyor. Ardından Güneş'ten gelen bu yüksek enerjili parçacıklar, 

Dünya'nın atmosferine girdiğinde manyetik kutup noktaları üzerinde 

aurora adı verilen  ışık olayları gerçekleşiyor.  Bu esnada radyo iletiminde

 aksaklıklar, uyduların elektronik devrelerinde hasar, elektrik iletim hatlarında

 bozulmalar ve kimi zaman şehir elektriğinde kayıplar görülebiliyor.


Kaynak Yeniçağ: Bilim insanları Güneş’teki Mars büyüklüğünde lekenin neden olacağı felaketi duyurdu


Yeni Teknolojiler ve Geleceğin Mimarlığı Arasındaki İlişki Nasıl Şekillenmektedir?

 Yeni teknoloji, insanların yaşamlarını görece daha çok ekranların başında geçirmesine neden olurken hayatlarımız dijital merkezli hale geldi. Mimarlık disiplini de teknoloji ile her zaman iç içe olan yapısı sayesinde bu dijitalleşmeden nasibini aldı. 

Bu anlamda mimarlık disiplini son yüzyılda üretim teknikleri, malzemenin farklı kullanımları, temsil biçimleri ve kütlesel oluşum açısından farklı aşamalardan geçti. 

Bu süreçte teknolojik gelişmelerle iç içe ilerleyen yapı yapma bilgisi, daha önce denenmemiş formların, çok katlı yapıların, gökdelenlerin ve sıra dışı strüktürlerin ortaya çıkmasına olanak tanıdı. Geleneksel yapıların kendine has teknolojisini modernizmle birlikte dönüştüren mimarlar ve mühendisler yapılı çevreyi ve kentlerin biçimlenişini tamamen değiştirmiş oldular.


Modernizm, Yeni Teknoloji ve Değişen Mimari Düşünce

Moderniteyle birlikte mimarlar projelerinde en son teknolojiye sahip olan sistemleri geleneksel üretim biçimleri ile harmanladılar ve çağdaş mimari de bu birlikteliğin en güzel örneklerini teşkil etmeye devam etti. Yeni teknolojiler hem üretim süreçlerini hem de mekanın temsillerini çeşitlendirirken mimarlara özgürleştirici bir alan tanımlamış oldu. Teknolojik yenilikler, 20. yüzyılın modern yaşamının kökleriydi. Betonarme ve çelik strüktürlü yapıların icadı, modern mimarideki denemeleri mümkün hale getirdi. Günümüzde ise teknoloji – mimari arasındaki ilişki geleceğin kentlerinin kökleri oluyor. Mimari düşünce teknolojik araçlarla harmanlanırken mimarın rolü salt mekan tasarımcısı olmaktan çıkıyor. Bu anlamda 21. yüzyılın teknolojik değişimlerinin gelecek vaat eden mimari gelişmelere yol açacağı, yeni mimari tanımlar ve roller oluşturacağı da iddia ediliyor.

Mimaride Standartlaşma Sorunu

Gelişmekte olan dijital teknolojiler, mimarlara tasarım ve inşa etme için radikal olarak yeni olanaklar sunarken, beri yandan mimaride standartlaşma gibi durumlara yol açabiliyor. Binalar daha hızlı bir şekilde tasarlanıp inşa edilebilirken kentlerin büyümesiyle birlikte mimaride standartlaşma sorunu daha da görünürleşiyor ve bu sorun bugünün metropollerinin de en büyük problemlerinden biri olmaya devam ediyor.

Peki, mimarın değişen rolü standartlaşma ve çevre kirliliği gibi konularla mücadele etmeyi başarabilir mi? Biraz ucu açık bu soruya bugün çeşitli cevapların uygunluğu araştırılıyor. Cevaplar, bazen mimari üretim pratiklerinde kökten değişimleri gerektirirken bazı durumlarda ise sadece mimari düşüncede bazı yeni yaklaşımların desteklenmesini gerektiriyor. Örneğin bazı durumlarda inşa etmemenin, en az inşa etme pratikleri kadar önemli olduğu görüşü yükselirken, çevre bilinci ve gelecek nesillerin nasıl bir yapılı çevrede yaşayacağı, teknolojik vatandaşlara dönüştüğümüz bir dönemde gündemde kalıyor.

 KAYNAK :https://blog.burotime.com/yeni-teknolojiler-ve-gelecegin-mimarligi-arasindaki-iliski-nasil-sekillenmektedir/

Microsoft Bing görsel arama özelliğini duyurdu!

Microsoft Bing'e getirilen yeni görsel arama özelliği sayesinde kullanıcılar, telefonunun

kamerası vasıtasıyla herhangi bir obje hakkında arama yapabilecek ya da bir ürüne 

en uygun fiyatlanereden satın alabileceğini öğrenebilecek

Google’ın bu konuda rakipsiz kalmasını istemeyen teknoloji devi Microsoft için görsel arama özelliğini tanıttı. Yeni özellik sayesinde kullanıcılar telefonunun kamerası vasıtasıyla bir objenin fotoğrafını çekerek internette arama yapabilecekler.  Aramayı önceden çekilmiş veya galeride bulunan bir görüntüyü kullanarak da yapabilirsiniz.



Yeni görsel arama özelliği sadece herhangi bir nesnenin ya da canlıyı tanımlamak için kullanılmayacak. Örneğin, gezi esnasında bir manzaranın veya binanın fotoğrafını çekerek daha fazla bilgi edinebileceksiniz. Alışveriş amacıyla ise bir ürünün aramasını yaparak uygun ücretlerde fiyatlara ve satış yerlerine ulaşılabilecek.

ABD’de erişime açılan ‘Visual Search’ özelliğinden yararlanabilmek için Android ve iOS platformlarında Bing uygulamasını kullanmanız gerekiyor. Android’te bulunan Microsoft Launcher ve yine Android üzerinde Edge uygulaması sayesinde de bu özellikten faydalanabilirsiniz.

 



KAYNAK : https://www.haberturk.com/microsoft-bing-gorsel-arama-ozelligini-duyurdu-2027020-ekonomi

6 Ağustos 2020 Perşembe

Solar Enerji Nedir ?



Solar Enerji Nedir ?

Solar; kelime olarak güneş, güneşten yayılan enerji olarak tanımlanabilir. Solar enerji  yani güneş enerjisi, güneşteki hidrojen atomlarının helyum atomlarına dönüşmesi sonucu açığa çıkan ışınım enerjisidir. Güneş o kadar büyüktür ki içerisine 1 milyon dünya sığabilir ve yaydığı enerji miktarı o kadar fazladır ki saniyede 564 milyon ton hidrojen, 560 milyon ton helyuma dönüşüyor. Bu dönüşüm sırasında kaybolan 4 milyon ton enerji de uzaya yayılmaktadır. Güneşten yayılan bu enerji, solar enerji olarak bilinir ve gezegenimizdeki canlılığın devam etmesini sağlar.


Güneşle dünya arasındaki mesafe yaklaşık 150 milyon kilometredir ve güneş ışınlarının dünyamıza ulaşması yaklaşık 8 dakika sürmektedir. Güneş ışınları dünyanın dış katmanına metrekareye saniyede yaklaşık 1400 J enerji olarak düşer. Bu değer güneş sabiti olarak bilinir. Atmosferden geçerek yeryüzüne metrekare başına düşen solar enerji miktarı 1000 J değerindedir. Biz de bu enerjiyi çeşitli yöntemler ile ısı ve elektrik üretiminde kullanmaktayız.

Solar enerji ile ilgili aşağıdaki videomuzu izleyebilirsiniz.

Güneş enerjisinin kullanımı termal ve elektrik enerjisi olmak üzere 2’ye ayrılır.

Solar Enerji Kullanım Alanları

Termal Enerji Olarak Kullanımı

Güneş enerjisini yıllardır ısı enerjisi olarak kullanırız. Eski zamanlarda siyah fıçıları güneş altına koyarak ısıtma sağlardık. Daha sonra ise güneş enerjisiyle su ısıtma sistemleri yaygınlaştı ve günümüzde güneş enerjisini kullandığımız en yaygın yöntem haline geldi. Özellikle akdeniz iklimine sahip bölgelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Solar Termal Su Isıtma Sistemleri
Solar Termal Su Isıtma Sistemleri

Günümüzde yaygınlaşan bir diğer termal kullanım yöntemi; ısı enerjisinin faz değiştiren materyallerde (tuz çözeltisi,parafin,şeker çözeltisi vb.) depolanması ve bu depolanan enerjinin sıcaklık farkı kullanılarak konutları ısıtma için kullanılmasıdır. Bu sistem inşaat sektöründe yavaş yavaş yaygınlaşmaya başlıyor. Sistemin işleyişi tamamen erime ve donma prensibine dayanır. Yani bilindiği gibi katı bir madde ısı alırsa sıvı faza geçer ve bu ısıyı bünyesinde depolar. Katı hale geçerken ise bu ısıyı etrafına yayar. Çünkü termodinamiğin 1. Yasasına göre enerji asla kaybolmaz sadece form değiştirir. Termal depolama dediğimiz sistemlerin de temel mantığı budur. Bir evin duvarında sıva ile birlikte parafinin kullanıldığını varsayalım güneş enerjisinin oluşturduğu ısı enerjisiyle parafin eriyerek ısı enerjisini bünyesinde depolar. Daha sonra ise hava sıcaklığı düşünce parafin tekrar katı faza geçer bu geçiş sırasında ise çevresine yaydığı ısı enerjisiyle konutu ısıtır.

Faz Değiştiren Maddelerin Erime Sıcaklığı ve Entalpisi
Faz Değiştiren Maddelerin Erime Sıcaklığı ve Entalpisi

Diğer bir termal kullanım yöntemi ise solar duvarlardır. Bu sistemler de günümüzde genellikle sanayi tesislerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bir binanın dış duvarına küçük bir boşluk bırakılarak çinko bazlı bir kaplama yapıldığını düşünün bu kaplamanın üzerinde ise güneş ışığını geçiren küçük delikler bulunur. Bu şekilde güneş bu kaplama temas ettiğinde dış duvar ve kaplama arasındaki hava ısınır ve bu hava konuta aktarılarak ısınma sağlanır.

Tüm bunlardan ayrı olarak güneş enerjisi gıda ve sanayi tipi sistemlerde kurutma amaçlı da kullanılır. Köylerde gıda kurutma yaygın olarak kullanılırken sanayi boya kurutma gibi bazı endüstriyel uygulamalarda solar enerji kullanılır.

Solar enerji güneş duvarı sistem şeması
Solar enerji güneş duvarı sistem şeması

Solar Enerji ile Elektrik Üretimi

Solar enerji ile elektrik üretimi 2’ye ayrılır. Bunlar;

Dolaylı Yöntem: Güneşten ısıl yöntem ile elektrik üretilmesidir. Güneş enerjisi yoğunlaştırıcı sistemlerle odaklanarak kızgın buhar üretilip buhar türbiniyle elektrik üretilir.

Doğrudan Yöntem: Güneş enerjisinin herhangi başka bir dönüşüm geçirmeden doğrudan elektrik ürettiği sistemlerdir.

Solar Enerjisi ile Isıl Elektrik Üretimi

Güneş enerjisinin yoğunlaştırıcı sistemlerle odaklanarak buhar üretilmesine  ve üretilen bu kızgın buhar, Rankine çevrimine benzer bir şekilde türbin-jeneratör döndürerek elektrik üretilmesine dayanan bir sistemdir. Bu aslında termik santralin çalışma prensibiyle hemen hemen aynıdır. Örneğin kömür ile çalışan bir termik santralde suyu buharlaştırmak için kömürün ısıl gücü kullanılırken güneş enerjisinin yoğunlaştırıcı sistemlerinde güneşin ısıl gücü kullanılır. Güneş ısıl güç santrallerinin en önemli 2 türü vardır. Bunlar;

Solar Enerji Heliostatik Tarlalı ve Güneş Kuleli Sistem

Bu sistemlerde güneşin açısına göre hareket eden ayna sistemleri, güneş ışınını, içerisinde 290 derecede sıvı hale geçen tuz eriyiği bulunan güneş kulesi alıcısına odaklar burada bu tuz eriyiğinin sıcaklığı 560 dereceye çıkartılır ve buradan da sıcak depolama tankına gönderilir. Bu depolama tankından da istenildiği zaman sıcak tuz, buhar üretiminde kullanılıp elektrik üretimi sağlanır. Eriyik tuzlar ısı enerjisini depoladığı için geceleri de elektrik üretimi yapılabilir.

Solar Enerji Heliostatik Sistem
Solar Enerji Heliostatik Sistem

Solar Enerji Parabolik Oluklu Odaklı Kollektör Tarlalı Sistem

Bu sistemlerde parabolik olarak sac-krom malzemeden yapılma kollektörler merkez noktasından geçen ve içerisinde özel yağ karışımları bulunan boruyu ısıtır. Bununla birlikte boru içerisinde kaynama noktası suya göre düşük olan yağ kızgın duruma geçer ve bu yağ suyu buhar haline dönüştürmek için buhar jeneratörüne gönderilir. Buradan sonra da klasik buhar-türbin sistemiyle elektrik üretimi sağlanır.

Solar Enerji Parabolik Oluklu Sistem
Solar Enerji Parabolik Oluklu Sistem

Fotovoltaik (PV) Elektrik Üretimi

Fotovoltaik sistemler yapısında yarı iletken silisyum malzemeden üretilen solar hücrelerinden oluşan fotovoltaik panellerle fotonların hücreler üzerinde sebep olduğu elektron hareketliliği ile güneşten doğrudan elektrik üretir. Ancak üretilen bu elektriği evlerimizde kullanabilmek için şarj regülatörü,batarya ve inverter gibi sistem elemanlarına ihtiyaç duyulur.  Bütün bunların ayrıntıları ise Fotovoltaik  (PV) Sistem Teknolojisi  adlı yazımda ele almıştım.

Solar enerji off grid sistem
Solar enerji off grid sistem

Bu yazıda sizlere solar enerji ve kullanım alanlarında bahsetmeye çalıştım. Artık solar kelimesinin anlamını ve kullanım alanları hakkında bir fikre sahip olduğunuzu umuyorum.

Orly Uçak Hangarı , Fransa

  Mühendis : Eugene Freyssinet Yapım yılı : 1916-1923  1923 yılında tamamlanan 85m açıklıkta , 300 m uzunlukta ve 56 m yükseklikteki bu bet...