27 Şubat 2021 Cumartesi

Betonarme yapı çeşitleri

Betonarme yapı çeşitleri


Betonarme yapılar 19. yüzyılda gerçek bir atılım haline geldi. Şimdi neredeyse tüm inşaat projeleri onların yardımı ile inşa ediliyor. Şu anda dünyada her gün yaklaşık iki milyar metreküp beton ürünü üretiliyor. Onlarsız, ofislerin, yüksek binaların ve endüstriyel binaların inşası imkansızdır. Betonarme yapılar, değişen karmaşıklık derecelerine sahip evler inşa etmek için hızlı ve minimum finansal maliyetlerle yapmanızı sağlar. Özünde, betonarme betonarme bir harçtır..

Yapı Sınıfları Nelerdir

 


YAPI NEDİR

İnsanların, hayvanları ve bitkilerin ihtiyaçlarını karşılamak için çeşitli yapı malzemeleri ile inşaa edilen tesislere yapı denir. Yapılar içerisindekileri olumsuz doğa koşullarından koruyan, tasarım ile birlikte bir çok yapı malzemesinin bir araya gelerek oluşturduğu bir bütündür.

Yapılarda belirli bir standart olmalıdır, bu standartlar insanların yaşadıkları ortamda konfor ve huzurlu yaşayabilmesi için asgari şartların sağlanmasıdır. Yapılar emniyetli, ekonomik, estetik ve fonksiyonel olmalıdır.

YAPI SINIFLARI NELERDİR. 

Yapılar birçok özelliklerine göre değişik şekillerde sınıflandırılabilir. 

İNŞAA MAKSATINA GÖRE YAPI SINIFLARI

Konaklama yapıları (otel vb.)

Sağlık Yapıları (hastane vb.)

Dini yapılar (Cami vb.)

Ticaret yapıları (iş merkesi vb.)

Sosyal yapılar (tiyato, sinema vb.)

Ulaştırma yapıları (yol, köprü vb.)

Su yapıları (baraj vb.)

Spor yapıları (stadyum vb.)

Eğitim yapıları (okul vb.)

Anıtlar 

Konutlar (ev, apartman vb.)

Endüstri yapıları (fabrika vb.)

TAŞIYICI ELEMANLARINA GÖRE YAPI SINIFLARI

Yapının kaba inşaatına oluşturan ve yük taşıyan elemanların, yapılış ve üzerine gelen yükleri taşıyış şekillerine göre sınıflandırılmasıdır.

Yığma (masif) Yapılar : Binalardaki döşeme ve çatı gibi yatay taşıyıcı sistem yükleri, iç ve dış duvarlar tarafından taşınarak temele nakledilecek şekilde yapılan yapılardır. Bu tür yapılarda yükün tamamını duvar taşıdığı için, yapının bazı bölgelerindeki duvarların değiştirilmesi veya iptal edilmesi tehlikeli ve zordur. Ahşap yığma ve kagir yığma olarak ikiye ayrılırlar.

Karkas İskeletli Yapılar : Bu yapılarda yükü taşıma ve aktarma işlemi şu sıraya göre oluşturulmalıdır. Döşeme ve çatı kendi ağırlıklarını ve üzerlerine gelen yükleri yatay taşıyıcı elemanlar olan kirişlere iletirler. Daha sonra bu kirişler bu yükleri, üzerine oturdukları düşey taşıyıcı elemanlara  yani kolonlara iletirler. Kolonlarda bu yükleri temele iletirler. Yapıdaki bu sistem sayesinde kolonlar arasında boşluklar oluşur. Bu boşlukları kapatmak ve yapıyı bölmelere ayırmak için tuğla veya gaz beton bloklarından duvar örülür. Yapının bir kısmı karkas, bir kısmı da  ahşap yapılabillir. Bu tür yapılara karma yapı, veya yarı karkas, yarı yığma yapı denir.

Ahşap İskeletli Yapılar : Ahşap iskeletli yapılar; yatay ve düşey  taşıyıcı elemanları ağaçtan yapılan bir yapı türüdür. Tarihi evler vb.

Betonarme İskeletli Yapılar : Yatay ve düşey taşıyıcı sistemi betonarme yapı elemanlarından oluşan yapı türüdür. Ülkemizde en çok kullanılan yağı türüdür.

Çelik İskeletli Yapılar : Yatay ve düşey taşıyıcı elemanları çelikten yapılan yapılardır. Bu elemanlar çeşitli cins ve ebatlardaki, profil ve levhalardan; kaynak, cıvata ve perçin gibi birleştirme yöntemlerinden yararlanılarak oluşturulurlar. 

Prefabrike Yapılar : Binanın taşıyıcı sistemini oluşturan yapı elemanları, inşaa mahalinde birleştirilebilecek şekilde önceden hazırlanan yapı türüdür. Hafif ve ağır prefabrike olmak üzere ikiye ayrılırlar.

SÜREKLİLİĞİNE GÖRE YAPI SINIFLARI

Yapı kullanım amacına hizmet edecek şekilde planlanırken, kullanım süresine göre geçici ve kalıcı olmak üzere iki kısma ayrılır.

Geçici Yapılar : Kısa ve geçici bir süre kullanılmak ve ihtiyaçlara cevap vermek üzere, başkasının ya da bizzat sahibinin toprağı üzerine yapılan şantiye binası, kulübe, vb. hafif yapılardır.

Kalıcı Yapılar : Süresiz kullanılmak veya uzun bir süre kullanılması ve belirli ihtiyaçlara cevap vermesi için yapılan yapılardır. Tapu siciline kayıtlıdırlar.

BULUNDUKLARI YERE GÖRE YAPI SINIFLARI

Yapılar tamamen büyük bir kısmı yer yüzeyinin altında veya üzerinde inşaa ediliş durumuna göre ikiye ayrılırlar

Alt Yapılar : Yol, su, kanalizasyon, köprü vb. ile zemin seviyesinin altında kalan yapılara denir.

Üst Yapılar : Zemin seviyesinin üstünde yapılan tüm yapılardır.

MÜLKİYETİNE GÖRE YAPI SINIFLARI

Resmi Yapılar : Devletin kamu ve kuruluşlarına yapmış veya yaptırmış olduğu yapılardır.

Vakıf Yapıları : Toplum hizmetlerinin devamlı olarak yürütülebilmesi için şahıs veya kurumlar tarafından yardım ve bağış olarak bırakılan mülk veya kapitalleri işletilen resmi nitelik taşıyan kuruluşlara vakıf denir. Vakıflar tarafından inşaa edilen  veya mülkiyetleri vakıflara devredilen yapılara vakıf yapıları denir.

Özel Yapılar : Şahıs veya işletmeler tarafından inşaa ettirilen veya çeşitli amaçlarla kullanılan yapılardır. 

İNŞAA EVRELERİNE GÖRE YAPI SINIFLARI

Kaba Yapı : Temel, duvar, kolon, kiriş, döşeme vb. işleri kapsayan iş grubuna kaba yapı denir.

İnce Yapı : Bir yapıda kaba yapıdan sonra gelen ve sıva, boya, badana, yalıtım, temiz ve pis su tesisatı vb. işleri kapsayan ve kaba yapıyı örten uygulamalara ince yapı denir. 

kaynak : https://www.gninsaat.com.tr/yapi-nedir-siniflari-nelerdir

Bina ve Yapı Çeşitleri

 Tapu kayıtlarında ve diğer resmi belgelerde binaların çeşitlerine ilişkin bilgiler yer alır. Binalar yapıldıkları malzemeye göre de çeşitlere ayrılır.

Yapıldıkları malzemeye göre bina çeşitlerini kerpiç, ahşap, yarı kagir, kagir, betonarme ve çelik olarak sıralayabiliriz.

Kerpiç Bina:

Kerpiç, duvar örmek için kullanılmak üzere kalıplara dökülen ve kurutulan balçıktır. Bu balçığın içine saman çöpleri de karıştırılır. Daha çok köy evlerinin yapımında kullanılan kerpiç, oldukça ucuz bir ev yapım malzemesidir. Kışın sıcak yazın serin tutar.



Ahşap Bina:

Adından da anlaşıldığı gibi ahşap evlerin ana malzemesi ağaçtır. Bu evlerde kullanılan ağaçların seçiminde ömrünü tamamlamış olmasına dikkat edilir. Ancak ahşap ev yapımında kullanılacak ağacın çatlak olmaması gerekir. Ahşap binalar sağlam ve dayanıklı olur. İzolasyon olarak da ahşap iyi bir malzemedir. Hımış yapı ise ağaç malzemenin arasına kerpiç doldurulmasıyla yapılan binadır.

Yarı Kagir Bina:

Yarı kagir bina, yarım yığma bina olarak da anılır. Binanın yapımında kagir ve ahşap ya da çelik malzeme birlikte kullanılır. Bu tip yapıların dış taşıyıcı duvar ve destek duvar kalınlığı büyük önem taşır.

Kagir Bina:

Taşıyıcı duvarları taş, tuğla ve beton gibi malzemelerle yapılmış yapı türüdür.

Betonarme Bina:

Günümüzde en çok kullanılan yapı türüdür. Betonarme, beton ve çeliğin birlikte kullanılmasıyla elde edilen yapı malzemesidir. Betonarme yapıda, beton çeliğin, çelik ise betonun zayıflıklarını giderir. Yangına ve korozyona karşı zayıf olan çelik, beton örtü ile korunur, çekme dayanımı ve sünekliği yetersiz olan beton ise çelikle dayanımı yüksek bir yapıya dönüşür.

Çelik Bina:

Yapı elemanlarının taşıyıcı nitelikte olduğu (duvar, döşeme) ve galvanize çelikten soğuk şekillendirme yöntemi ile üretildiği bir yapı türüdür.

Strüktür sistemleri nelerdir?

 

Strüktür sistemleri nelerdir?
Strüktür ( İç Yapı )
Eş formların ya da birbirleriyle sık bağlantılı, benzer formların iki ya da üç boyut üzerinde tekrarlanmasından strüktür doğar. Başka bir deyişle strüktür, birimlerin bir araya gelmesiyle oluşan sistemler bütünüdür. Herhangi bir objenin iç yapısal dokusu anlamındadır.


https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/139883/mod_resource/content/1/4.%20hafta-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9Ft%C3%BCr%C3%BCld%C3%BC.pdf#:~:text=Str%C3%BCkt%C3%BCr%20(%20%C4%B0%C3%A7%20Yap%C4%B1%20),objenin%20i%C3%A7%20yap%C4%B1sal%20dokusu%20anlam%C4%B1ndad%C4%B1r.


Deprem Yükü nedir?

 

Deprem yükü, yapının oturduğu yerin ani hareketi sonucunda yapıya değişen aralıklarla ve değişen büyüklüklerde etki eden dinamik etkilerdir.Depremler , yer içinde fay olarak adlandırılan kırıklar üzerinde biriken biçim değiştirme enerjisinin aniden boşalması sonucunda meydana gelen yer değiştirme hareketi olup karmaşık elastik dalga hareketleridir.Bu yer değiştirme miktarı depremin büyüklüğü ile doğru orantılı olup özellikle sığ depremlerde belli bir büyüklükten sonra faylanma ile ilgili kırıklar yeryüzünde de görülmektedir.Yapının ömrü boyunca inşa edildiği bölgede oluşabileceği tahmin edilen en şiddetli deprem büyüklüklerini hesaba katmak zorundadır.

Mantua Kağıt Fabrikası İtalya

 


Mühendis : Pier Luigi Nevri 
Yapım Yeri : Mantua , İtalya
Yapım Tarihi : 1961-1962

Mantua kenti dışında 80000m2 lik bir alan üzerine inşa edilmiştir.250 m uzunluk ve 30 m derinliğe sahip olan bu dikdörtgen alanın örtülmesinde, arada kolon istenmemişti.P.L.Nervi ' nin çözümü bir asma köprüyü andıran ve 50 m yüksekliğinde , ayakta duran bir insana benzeyen 4 adet betonarme pilona asılan ana kablolarla çelik çerçeveleri taşımak doğrultusunda olmuştur.Karşılıklı iki pilon, üst ve ortalarından betonarme kirişlerle birleşmiştir.

Çatı düzleminde 10'ar metre aralıklarla 4 adet çelik çerçeve kullanılmıştır.Çelik çerçeveler, birbirlerine köşegen elemanlarla birleştirilmiştir.Geçilen kritik açıklık, dikdörtgenin uzun aksında 163 m'dir.Ancak pilonlardan sonra her iki tarafa 43m'lik bir konsol çıkılmıştır.

Pilonlar kısmen hazır, kısmen yerinde üretim yöntemiyle üretilmiştir. 7 cm kalınlıktaki içi boş hazır beton bloklar, pilonların kalıbıgörevini görmüş,içine donatı yerleştirildikten sonra , yerinde döküm betonla doldurulmuştur.


 Kaynak:Prof. Dr. Çetin Türkçü-Çağdaş Taşıyıcı Sistemler -2.Baskı 2009




Mimarlık ve Müzik Üzerine


Sessizliğin olduğu yerde sesin, boşluğun olduğu yerde mekanın kıymeti bilinir.,

Hep dinlemeye alışık olduğum bir şarkının; arkada çalınan ama bulunduğunun farkına varmadığım bir enstrümantal “solo” müziğini duyunca, şunları düşünmeye başladım: Her bir dinletinin -çalındığı zaman- egemen bir enstrümanı vardır. Biz de onu dinlerken kulağımıza en çok o enstrümanın sesi geliyor ve arka plandaki yardımda bulunan diğer enstrümanlar ise yok sayılıyor. Gel gelelim bu egemen çalgıyı alıp tek çalalım, ne oluyor? Bu sefer söz konusu çalgımızın sihirli etkisi kayba uğruyor. Bunun aynısı, mimarlık için de geçerlidir.

Soyut sanat biçimleri; ritim, oran ve harmoniye dayanır. Bundan hareketle; mimarlık ile müziğin de aynı sanatsal özellikleri paylaştığını görmemiz mümkündür.[1] Rönesans mimarı Leon Pasta’ya göre, göze hitap eden her değer (özellik) aynı zamanda kulağa hitap etmektedir. Müzikte ritim, bir bestede tekrar çalınan bir ses veya ezgi bütünüdür. Mimarlıkta ise, bir yapıdaki katılar arasında eleman, boşluk, aralık ve formların tekrarlanmasından bize aynı ritim açıkça görünebilmektedir. Müzikal örüntü de bize ses çeşitliği ve birçok enstrümanın çalınmasından kaynaklanan melodiyi göstermektedir. Mimarlıkta da bu melodi çeşit çeşit maddenin birbirine karışmasının ürünüdür.[2]

Müzikte harmoni, üretilen ses dengesi, dağıtımı ya da iç parçaların birbirine uyumlu gitmesinden ibarettir. Parçalar arasındaki ilişkiyi gösteren oran müzikte notalar veya dönemler arasındaki mesafeleri de gösterir. Müziğin hareketli özelliğini gösteren dinamiktir. O da bir binanın ya da kütlenin cephesinde görünen bölümdür.

Sessizliğin olduğu yerde sesin, boşluğun olduğu yerde mekanın kıymeti bilinir. Spor sahası veya ruh sağlığımızı besleyebilen açık hava alanı olmayan bir sürü kocaman bina ve sitelerde yaşamayı düşünmek bile zor. Müzikte de aynı durum geçerlidir. Çünkü müzik yaparken verdiğimiz birkaç saniyelik aralar bile dinleyiciye daha etkili ve bazen de müziğin kesintisiz devamından daha hoş geliyor.

Aslında, kulak ile boşluk arasındaki ilişki düşündüğümüzden fazla derindir. Steven Holl’un deyişiyle, her birimiz metruk bir harabenin kapkaranlığında su damlalarının yaptığı sesi duyunca; kulağın, karanlığın yarattığı boşluktan ses çıkaracak kadar son derece muktedir ve olağanüstü olduğuna şaşıracaktır. Kulak vasıtasıyla çizilen bu ses alanı, aklımızda belli bir şekil alarak kalıyor. Dolayısıyla; karanlıkta görebilen bir tek yarasa değildir.[2]

Antik Mısır tapınaklarında firavunların sessizliğini hayal edebildiğiniz gibi, kûtî katedrallerin sessizliği içinde bitmiş bir kûtî ilahinin sesini duyup Partenon duvarlarında da Roman bir ayağın yere vuruşuyla adım sesi işitebilirsiniz. Mimarlıkta sessizlik hassas bir konudur. Şöyle ki, sessizliği iyice algılayıp anımsamak tüm dış gürültüyü susturmaya sevk eden mimari bir deneyimdir ve güçlüdür. Çünkü o kendi varlığımıza dikkat çekiyor. Yani, sanatın her alanında olduğu gibi bize temel birliğimizi hissettiren sessizliktir. [2]

Mimarlık bir anlık olsun çıkıp giden eşzamanlı bir olgu değildir. O, utangaç bakire gibidir, her şeyini aynı anda doğrudan açığa çıkarmadığı kadar; yavaş yavaş açıklanacak, yaşanacak bir tecrübedir. Zaman ve boşluk alanları ortak bir takım sanat eserlerinden oluşur. Tıpkı müzikte olduğu gibi, o ki zaman içinde bir gösterme aracıdır. Mimarlığın da müzik gibi eğlendirici bir sürpriz yanı vardır. O an şarkı mırıldatacak kadar kendini sana beğendirebilir. Şöyle ki, dışardan bir yapının mimarisini beğenmekten ziyade o yapının içi daha cazip ve beğenilir hale gelebilir.

Ben şahsen ilk defa duyduğum ve bestesinde sonradan çalınacak müziği öngöremediğim şarkıları daha çok severim. Bu müzik ile mimarlık -sessizlikten sonra olanlar- nitelenmesi olmayan her şeyin nitelemesine daha yakın durmaktadır.

Kaynak : https://www.arkitera.com/gorus/mimarlik-ve-muzik-uzerine/

Konu üzerine farklı bir yazı : MÜZİK VE MİMARLIK İLİŞKİSİNDE ETKİLEŞİMLİ BİR PARAMETRİK MODEL

https://avesis.yildiz.edu.tr/dosya?id=66b299fc-42fe-4a50-820d-1f2ac6a2206e

Batı Alman Pavyonu EXPO Montreal , 1967

EXPO  Montreal , 1967
Mimar : Gutbrod, Kendel
Danışman : Frei Otto
Statik: Leonhardt F.,Andra, W.

Yapıldığı yıllarda hafif yapıların en güzel örneklerinden birisi olarak kabul edilen bu pavyon,sekiz çelik pilon tarafından noktasal desteklenen bir membran sistem - kablo ağı kombinasyonudur.Kablo takviyeli membran sistem olarak adlandırılabilir.Örtülen alan 8000 m2 dolayındadır.Ana pilonla  diğer pilonlar arasındaki en büyük açıklık   ≈ 55 m , en uzun pilon 38 m yüksekliktedir.Pilonların mesnet bağlantıları mafsallıdır.


Membran örtü , 0.8 mm kalınlığında polyester kökenli trevira bezinden imal edilmiş ve her iki yüzü çok ince bir PVC tabakası ile kaplanmıştır.Örtü , zemin üzerinde düz olarak hazırlanıp sonradan gerilmiştir.Membran örtü%50 dolayında ışık geçirgenliğine sahiptir.
Esas taşıma işlevini yüklenen , taşıyıcı ve stabilite kablolarından oluşan 2 yönlü kablo ağı ; membran örtünün 30 cm üzerinde yer almakta ve bu örtüye  gelen rüzgar ve kar yüklerini de taşımaktadır.Kablo ağı pilonlar ve kenar kabloları yardımıyla öngerilmiştir.Çadır, 34 noktadan zemine ankre edilmiştir.Statik hesaplama için sistemin 1/100-1/25 ölçekli maketleri yapılıp model statiği yönteminden yararlanılmıştır.Bu maketler aynı zamanda, membran örtünün geometrisini hesaplamada ve bezlerin kesimini belirlemekte kullanılmıştır.Bina daha sonraki yıllarda sökülmüştür.





 Kaynak:Prof. Dr. Çetin Türkçü-Çağdaş Taşıyıcı Sistemler -2.Baskı 2009

Orvieto Hangar Binası

 

Mimar : Pier Luigi Nervi 

Yapım yılı : 1936

Yer : Orvieto , İtalya

40m ' ye 100m' lik dikdörtgen bir alanı kaplayan betonarme hangar binası , 3 ana kemer biçimli kaburga ,bu kaburgaların oturduğu 6 payanda ve kemerler arasına diyagonal olarak yerleştirilen kafes kirişlerden  oluşmuştur.1936 ' da tamamlanmış ve 2. Dünya savaşı zamanında yıkılmıştır.Kaburga ve payandalar yerinde döküm betonarme elemanlardır.Yapım esnasında üçgen biçimli olan payandalar daha sonra betonla kaplanarak tek parça izlenimi yaratılmıştır.

Önyapım kafes kirişler (h=0.91 m , L = 3.04m) de aynı şekilde sonradan betonlanmıştır.Bir bakıma kafes kirişler ana donatı görevini üstlenmektedir.Sürekli elemanlardan oluşan bir bina olarak görünmesine rağmen , daha çok üzeri beton ile kaplanan bir kafes kiriş tonoz olmaktadır.Birleşim yerleri önce kaynaklanarak birbirine tutturulmuş ve daha sonra üzerleri betonlanmıştır.



Kaynak:Prof. Dr. Çetin Türkçü-Çağdaş Taşıyıcı Sistemler -2.Baskı 2009

Bahai House of Worship

 


Yapım yılı : 1986
Mimar : Fariburz Sahba
Mühendislik: Flint & Neill Partnership
Yeri :Delhi,Hindistan

Betonarme kabuk sisteminin son 20 yıllık örneklerinden biri olarak Hindistan 'da Bahai inancının bir mabedi olarak inşa edilmiştir.Bahailik Bahaullah adlı birinin peygamberliğini ve öğretilerini kabullenen tek tanrılı bir inançtır.
Mabet kabuğunun görünüşü Sydney Opera binasının dış görünüşünü anımsatmaktadır.Burada da küresel bir geometriden kesilen ve farklı boyutlara sahip olan dilimler(üç farklı düzlemde dokuzar adet olmak üzere toplam 27 dilim) merkezi bir alanı oluşturacak biçimde bir araya getirilmiştir.Tasarımda bir nilüfer çiçeğinden esinlenildiği söylenmektedir.Bu nedenle Nilüfer Mabedi(Lotus Temple)olarak da anılmaktadır.Plan 9 kenarlı bir çokgendir.2500 kişi 9 kapıdan salona girebilmektedir.Kabuk dıştan mermer plaklarla kaplanmıştır.
Kabuğun plandaki çapı 70m olup yüksekliği 35m dir.

Kaynak:Prof. Dr. Çetin Türkçü-Çağdaş Taşıyıcı Sistemler -2.Baskı 2009

Orly Uçak Hangarı , Fransa

  Mühendis : Eugene Freyssinet Yapım yılı : 1916-1923  1923 yılında tamamlanan 85m açıklıkta , 300 m uzunlukta ve 56 m yükseklikteki bu bet...